
Trump ve Xi Jinping Güney Kore'de bir araya geldi – Geniş kapsamlı sonuçları olan tarihi bir zirve: Toplantının konusu neydi? – Resim: Xpert.Digital
Trump, Xi ile yaptığı "10 üzerinden 12"lik anlaşmayı kutluyor; ancak uzmanlar açık bir kazanan görüyor
Ticaret savaşından sansasyona: Trump ve Xi gerçekten ne üzerinde anlaştılar ve dünya şimdi neden rahat bir nefes alıyor?
30 Ekim 2025'te ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, altı yıl sonra ilk kez Güney Kore'nin Busan kentinde yüz yüze görüştüler. Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) zirvesi kapsamında gerçekleşen görüşme yaklaşık bir saat 40 dakika sürdü. Bu, iki lider arasında 2019'dan bu yana gerçekleşen ilk doğrudan görüşmeydi ve dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki ilişkilerde önemli bir dönüm noktası oldu.
Görüşmeler, ABD ve Çin arasında aylardır süren ticaret çatışmasına odaklandı. Her iki taraf da birbirine yüksek gümrük vergileri uygulamıştı; ABD Çin mallarına yüzde 145'e varan oranlarda vergi uygularken, Çin de misilleme olarak yüzde 125 oranında vergiyle karşılık vermişti. Bu gerilim, küresel piyasaları aylarca belirsizliğe sürüklemiş ve dünya ekonomisine önemli ölçüde yük getirme tehdidinde bulunmuştu.
Ticaret sorunlarına ek olarak, stratejik öneme sahip hammaddeler, özellikle nadir toprak elementleri de gündemdeydi. Çin, yüksek teknoloji endüstrisi için hayati önem taşıyan bu malzemelerin dünya çapındaki işlenmesinin yaklaşık yüzde 90'ını kontrol ediyor ve Ekim ayında ihracat kontrollerini sıkılaştırdı. Bu durum, ABD ve diğer Batı ülkelerinde önemli endişelere yol açtı; zira bu hammaddeler elektrikli otomobiller, rüzgar türbinleri, savaş uçakları ve diğer modern teknolojiler için vazgeçilmezdir.
Bir diğer önemli konu ise ABD'deki fentanil kriziydi. Trump, ölümcül uyuşturucunun yayılmasından kısmen Çin'i sorumlu tuttu, çünkü fentanil üretiminde kullanılan öncü kimyasalların çoğu Çin'den geliyor. ABD'de her yıl on binlerce insan bu opioidden ölüyor, bu da konuyu Trump için iç politikada öncelikli bir mesele haline getiriyor.
Toplantı nasıl geçti ve atmosfer nasıldı?
Görüşme son derece dostane bir atmosferde başladı. Trump, Xi'yi "büyük bir ülkenin büyük lideri" olarak selamladı ve ikilinin "uzun süre boyunca harika bir ilişki kuracakları" konusunda iyimserliğini dile getirdi. Xi ise, yıllar sonra Trump'ı tekrar görmekten duyduğu "büyük memnuniyeti" ifade etti ve her iki ülkenin de "birlikte refah içinde yaşayabileceğini" vurguladı.
Görüşmelerin başında Trump şunları söyledi: "Birçok konuda zaten anlaştık ve şimdi birkaç konuda daha uzlaşmaya varacağız. Şüphesiz ki son derece başarılı bir görüşme gerçekleştireceğiz." Ardından Xi'nin sırtını sıvazlayarak onu "çok sert bir müzakereci" olarak nitelendirdi.
Açılış konuşmasında Xi Jinping, iki ülke arasındaki mevcut gerilimleri kabul etti ancak bunları dünyanın en büyük iki ekonomisi için "normal" olarak nitelendirdi. Çin için alışılmadık derecede açık sözlü bir ifadeyle şunları itiraf etti: "Her zaman aynı bakış açısına sahip değiliz ve iki önde gelen ekonomik gücün zaman zaman görüş ayrılıklarına düşmesi tipiktir." Xi, her iki liderin de "Çin-Amerika ilişkilerinin yönlendiricileri" olarak doğru rotayı korumaları gerektiğini vurguladı.
Çin Devlet Başkanı ayrıca Trump'ın diplomatik çabalarını vurgulayarak, Tayland ve Kamboçya arasındaki barış görüşmeleri ve Gazze çatışmasında ateşkes için yaptığı çalışmalardan bahsetti. Xi, Çin'in de barış çabalarına bağlı olduğunu ve her iki ülkenin de "ulusları ve bir bütün olarak dünya için birlikte daha fazla katkıda bulunabileceğini" açıkça belirtti.
Toplantıya her iki taraftan da üst düzey hükümet yetkilileri katıldı. Amerikan tarafında Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Hazine Bakanı Scott Bessent, Ticaret Bakanı Howard Lutnick ve ABD'nin Çin Büyükelçisi David Perdue hazır bulundu. Çin'i ise Dışişleri Bakanı Wang Yi, Ticaret Bakanı Wang Wentao, Başbakan Yardımcısı He Lifeng ve diğer üst düzey yetkililer temsil etti.
Görüşmelerin sona ermesinin ardından, her iki lider de basına herhangi bir açıklama yapmadan toplantıdan ayrıldı. Trump hemen Air Force One'a binerek Washington'a dönerken, Xi APEC zirvesine katılmak üzere Güney Kore'de kaldı.
Hangi somut sonuçlar elde edildi?
Toplantının ardından Trump, Air Force One uçağında birkaç somut anlaşmayı duyurdu ve bunu büyük bir başarı olarak nitelendirdi. Sıfırdan ona kadar olan bir ölçekte toplantıyı "12" olarak değerlendirdi ve "muhteşem" olarak adlandırdı.
En önemli anlaşma nadir toprak elementleriyle ilgiliydi. Trump, "nadir toprak elementleriyle ilgili tüm soruların çözüldüğünü" ve artık hiçbir engel kalmadığını açıkladı. Anlaşma bir yıl geçerli olacak ve her yıl yeniden müzakere edilecek. Bu, Çin'in Ekim ayında sıkılaştırdığı bu stratejik öneme sahip hammaddeler üzerindeki ihracat kontrollerini şimdilik daha fazla genişletmeyeceği veya hatta gevşetebileceği anlamına geliyor.
Tarifeler konusunda Trump, fentanil ile ilgili tarifelerin derhal yüzde 20'den yüzde 10'a indirildiğini duyurdu. Bu, Çin ithalatına uygulanan ortalama ABD tarifelerini yaklaşık yüzde 55'ten yaklaşık yüzde 45'e düşürüyor. Trump'ın 1 Kasım'da uygulamakla tehdit ettiği korkulan ek yüzde 100'lük tarifeler bu nedenle gündemden kalktı.
Buna karşılık Çin, fentanil üretiminde kullanılan kimyasalların ihracatına yönelik daha sıkı kontroller uygulama sözü verdi. Bu taahhüt, özellikle Trump için önemliydi çünkü opioid krizi ABD'de acil bir iç sorun teşkil ediyordu. Çin'in bu konuda ABD kolluk kuvvetleriyle işbirliği yapması bekleniyor.
Bir diğer önemli nokta ise tarımla ilgiliydi. Çin, ABD'den soya fasulyesi alımına "derhal" yeniden başlayacağını taahhüt etti. Bu durum, ticaret savaşı nedeniyle önemli kayıplar yaşayan Amerikalı çiftçiler için faydalı oldu; zira Çin, ithalatını Güney Amerika tedarikçilerine kaydırmıştı. Tarihsel olarak Çin, Amerikan soya fasulyesinin en büyük alıcısıydı ve zaman zaman ABD hasadının neredeyse %50'sini satın alıyordu.
TikTok konusunda her iki taraf da anlaşmanın detaylarının "kesinleştirildiğini" ve sadece iki devlet başkanının imzalarının gerektiğini belirtti. Önerilen anlaşmaya göre, Amerikalı yatırımcılar şirketin yaklaşık yüzde 65'ini kontrol ederken, ByteDance ve Çinli yatırımcılar yüzde 20'den daha az bir paya sahip olacak. TikTok'un algoritmasının kontrolü de yeni yatırımcılara devredilecek.
Trump, Çin ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki anlaşmazlığın "çözüldüğünü" ilan etti. Ancak, resmi bir ortak açıklama yapılmadığı için başlangıçta birçok ayrıntı belirsiz kaldı.
Başarılamayan veya belirsiz kalan noktalar nelerdir?
Trump'ın iyimser tasvirine rağmen, birçok soru hâlâ cevapsız kalıyor. İlk olarak, anlaşmaların ne kadar kapsamlı olduğu belirsiz. Her iki taraf da "temel bir uzlaşma" ve "çerçeve"den bahsetti; bu da birçok detayın hâlâ üzerinde çalışılması gerektiğini gösteriyor.
Tarife indiriminin kesin koşulları tam olarak belirtilmedi. Daha fazla tarife indirimi olup olmayacağı veya mevcut sektörel tarifelerin ve yüzde 10'luk karşılıklı tarifenin kalıcı olarak yürürlükte kalıp kalmayacağı belirsizliğini koruyor. Uzmanlar, bu yapının korunması durumunda Çin'in ABD'ye ihracatının yalnızca yaklaşık yüzde 10'unu kaybedeceğini varsayıyor; bu da daha önce uygulanan tarifeler altında öngörülen yüzde 70'lik kayıptan önemli ölçüde daha az.
Trump'a göre, ABD ve Çin arasındaki en büyük anlaşmazlık noktalarından biri olarak kabul edilen Tayvan konusu, görüşmede ayrıntılı olarak ele alınmamış olabilir. Trump, görüşmeden önce Tayvan konusunu gündeme getirip getirmeyeceğinden "emin olmadığını" söylemişti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ticaret anlaşmasının bir parçası olarak Tayvan'dan vazgeçmeyi "kimsenin" düşünmediğini belirtirken, somut bir güvence verilmedi.
Ukrayna çatışmasının görüşmelerde ne gibi bir rol oynadığı da aynı derecede belirsiz. Trump, daha önce defalarca Çin'i Rusya üzerindeki etkisini kullanarak savaşı sona erdirmeye ikna etmek istediğini vurgulamıştı. Xi'nin "Rusya konusunda bize yardımcı olacağını" umduğunu ifade etmişti. Ancak uzmanlar, Ukrayna'daki savaşın jeopolitik olarak ABD'yi Avrupa'da meşgul ederek Çin'in çıkarlarına hizmet etmesi nedeniyle, Çin'in Moskova'ya gerçekten baskı uygulamaya hazır olup olmadığı konusunda ciddi şüpheler taşıyorlar.
TikTok anlaşmasının detayları da belirsizliğini korudu. Her iki taraf da anlaşmanın sonuçlanmaya yakın olduğunu belirtse de, teknik uygulamanın nasıl gerçekleştirileceği ve anlaşmanın ulusal güvenlik endişelerini gerçekten giderip gidermeyeceği net değil. Eleştirmenler, ByteDance'in hissesini koruduğu ve algoritmayı lisansladığı bir yapının Amerikalı kullanıcıların verilerini yeterince koruyup koruyamayacağından şüphe duyuyor.
Yarı iletkenler ve yapay zeka çipleri için ihracat kontrollerinde olası Amerikan tavizlerine ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. ABD'nin Nvidia'nın gelişmiş Blackwell çiplerinin Çin'e ihracatına izin verebileceği yönünde spekülasyonlar vardı, ancak bu doğrulanmadı.
Uzmanlar toplantıyı ve sonuçlarını nasıl değerlendiriyor?
Uzmanların Trump ve Xi arasındaki görüşmeye ilişkin değerlendirmeleri karışık. Bir yandan, dünyanın en büyük iki ekonomisinin tam teşekküllü bir ticaret savaşının eşiğinden geri adım attığı kabul ediliyor. Tehdit edilen yüzde 100'lük gümrük vergilerinin gündemden kalkmış olması, gerilimin azalmasının önemli bir sinyali olarak görülüyor.
Trier Üniversitesi Sinoloji Profesörü Kristin Shi-Kupfer, önceden "önemli bir şey beklemediğini, en fazla bir anlaşmaya doğru adım atılacağını" belirtmişti. Her iki başkanın da başarıları duyurmak için baskı altında olduğunu ve önemli ayrıntıların muhtemelen ancak daha sonra ortaya çıkacağını vurguladı. Çin için ise toplantının kendisi zaten bir başarıydı, çünkü ülkenin ABD tarafından eşit bir ülke olarak algılandığını göstermişti.
German Marshall Fund'dan Bonnie Glaser, TikTok anlaşmasına şüpheyle yaklaşarak, bunun "Xi Jinping için gerçekten büyük bir anlaşma olmadığını" söyledi. Anlaşmanın Amerikalı kullanıcıların verilerini yeterince koruyup korumadığını ve Kongre tarafından kabul edilen yasal gerekliliklere uyup uymadığını sorguladı.
Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nden (CSIS) analistler, ABD'yi Çin ile kapsamlı bir "büyük anlaşma" peşinde koşmaması konusunda uyardı. CSIS'ten Thomas Christensen, "Kapsamlı bir büyük anlaşmanın ABD için avantajlı olmayacağını, çünkü Pekin'in muhtemelen asla müzakere konusu olmaması gereken alanlarda tavizler talep edeceğini" yazdı. Çin'in kısa vadeli siyasi kazanımlara ABD'den daha az bağımlı olduğunu vurguladı.
CSIS'in bir analizine göre, ABD ve Çin arasındaki ilişkiler "kırılgan bir ateşkes" durumunda. Uzmanlar, kısa vadeli anlaşmalara varılmış olsa bile, iki güç arasındaki rekabetin orta vadede daha da yoğunlaşabileceğinden endişe ediyor.
Birçok analist, Çin'in bu toplantıdan güçlenerek çıktığına dikkat çekti. Pekin'deki Renmin Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Direktörü Wang Yiwei, CNN'e verdiği demeçte, Çin'in artık Trump'ın ilk dönemine göre "çok daha güçlü" olduğunu ve Trump'ın ABD'nin "artık baskın güç olmadığını" "kabul etmek zorunda kaldığını" söyledi.
Bazı gözlemciler, Xi'nin toplantıya oldukça özgüvenli bir şekilde girdiğini vurguladı. Çin'in nadir toprak elementlerine yönelik ihracat kontrollerinin bahar aylarında başarıyla uygulanması ve ABD'nin hızla geri adım atmaya zorlanmasının ardından, Pekin, Çin'in ekonomik ve siyasi sisteminin ticaret aksamalarına Amerikan sisteminden daha iyi dayanabileceğine dair inancında haklı olduğunu düşünüyordu.
İş geliştirme, satış ve pazarlama alanlarında küresel sektör ve ekonomi uzmanlığımız
İş geliştirme, satış ve pazarlama alanlarındaki küresel sektör ve ekonomi uzmanlığımız - Resim: Xpert.Digital
Sektör odak alanları: B2B, dijitalleşme (yapay zekadan XR'ye), makine mühendisliği, lojistik, yenilenebilir enerjiler ve endüstri
Daha fazla bilgi burada:
Konuyla ilgili bilgi ve uzmanlık sunan bir merkez:
- Küresel ve bölgesel ekonomileri, inovasyonu ve sektöre özgü trendleri kapsayan bilgi platformu
- Odaklandığımız temel alanlardan derlenmiş analizler, içgörüler ve arka plan bilgileri
- İş ve teknoloji alanındaki güncel gelişmeler hakkında uzmanlık ve bilgi edinebileceğiniz bir yer
- Piyasalar, dijitalleşme ve sektörel yenilikler hakkında bilgi arayan şirketler için bir merkez
Busan Zirvesi: Anlaşmaya rağmen piyasalar neden temkinli davranmaya devam ediyor?
Toplantı öncesinde ne gibi hazırlıklar yapıldı?
Trump ve Xi arasındaki görüşme, aylar süren ön müzakerelerin sonucuydu. Her iki taraf da gerilimleri azaltmak için Ağustos ayında ticaret görüşmelerine başlamıştı. Zirveye giden haftalarda, her iki ülkenin üst düzey temsilcileri arasında birkaç tur müzakere gerçekleşti.
Ekim ayı sonunda Malezya'da düzenlenen ASEAN zirvesi sırasında yapılan görüşmeler özellikle önemliydi. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ve ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, burada Çin'in baş müzakerecisi Li Chenggang ve Başbakan Yardımcısı He Lifeng ile bir araya geldi. İki gün süren bu ticaret görüşmelerinin ardından Li Chenggang, çeşitli alanlarda "ön anlaşmaya" varıldığını belirtti.
Malezya görüşmelerinin ardından Bessent, Trump ve Xi arasında yapılacak görüşmeler için "çok başarılı bir çerçeve" oluşturulduğunu belirtti. Greer de iyimserliğini dile getirerek şunları söyledi: "Sanırım başkanların gözden geçirebileceği ve birlikte üzerinde anlaşabileceği türden bir anlaşmanın son ayrıntılarına yaklaşıyoruz.".
Toplantı öncesinde Trump, önce Malezya'yı, ardından da Japonya'yı kapsayan birkaç günlük bir Asya gezisi gerçekleştirdi. Tokyo'da Trump ve Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, nadir toprak elementlerinin tedarikini güvence altına almak için bir çerçeve anlaşması imzaladılar. Bu anlaşma, Amerika'nın alternatif tedarik zincirleri kurabileceği sinyalini vererek ABD'nin müzakere pozisyonunu güçlendirmeyi amaçlıyordu.
Trump, Asya gezisi sırasında Avustralya, Malezya, Kamboçya, Tayland ve Vietnam da dahil olmak üzere birçok başka ülkeyle benzer anlaşmalar imzaladı. Bu anlaşmalar, Amerika'nın kritik hammaddeler konusunda Çin'e olan bağımlılığını azaltmayı amaçlıyordu. Trump ayrıca, ASEAN zirvesi sırasında imzalanan Tayland ve Kamboçya arasında bir barış anlaşmasına da aracılık etti.
Çin de kendi payına, toplantıya yoğun bir şekilde hazırlandı. Xi Jinping daha önce yılın en önemli siyasi etkinliğini başarıyla sonuçlandırarak ülkedeki konumunu daha da sağlamlaştırmıştı. Toplantıdan kısa bir süre önce, Çin devlet medyası Tayvan yakınlarında askeri manevraların videolarını yayınladı; bu videolarda stratejik H-6K bombardıman uçakları ada yakınlarında "simüle edilmiş savaş tatbikatları" gerçekleştirdi. Bu eylem, Çin'in askeri gücünün bir gösterisi ve Amerika Birleşik Devletleri'ne bir sinyal olarak yorumlandı.
Finans piyasaları toplantıya nasıl tepki verdi?
Küresel finans piyasaları Trump ve Xi arasındaki görüşmeyi büyük bir heyecanla bekliyordu. Zirveye giden haftalarda piyasalar, devam eden ticaret gerilimleri nedeniyle tedirgin olmuştu. Aylarca süren gümrük vergisi anlaşmazlığı yatırımcıları tedirgin etmiş ve borsalar üzerinde baskı oluşturmuştu.
Toplantıya günler kala olası bir anlaşmaya dair sinyaller ortaya çıktıkça, piyasalar yükselişle tepki verdi. Ticaret çatışmasının azalması ihtimali yatırımcılar arasında iyimserlik yarattı. Amerikan borsaları, toplantıdan olumlu bir sonuç çıkacağı beklentisiyle yükseldi.
Görüşmenin ardından, somut ayrıntıların eksikliği nedeniyle piyasanın ilk tepkisi sessiz kaldı. Analistler değerlendirmelerinde temkinli davrandılar. Bir piyasa analisti şu ifadeleri kullandı: "Bu noktada ne piyasalar ne de ABD-Çin görüşmeleri için büyük bir iyimser sürpriz beklemiyorum. Soru hala aynı.".
Uzun vadede, ticaret savaşının daha da tırmanmasının önlenmesi küresel ekonomi için olumlu olarak değerlendirilmelidir. Yüzde 100'lük gümrük vergilerinin uygulanmaması, küresel tedarik zincirlerinde potansiyel olarak felaket niteliğinde bir şoku önlemiştir.
Toplantının belirli sektörler üzerinde farklı etkileri oldu. Toplantıya kadar geçen aylarda keskin bir yükseliş gösteren Kuzey Amerika nadir toprak elementleri şirketlerinin hisseleri, nadir toprak elementleri anlaşmasının alternatif tedarik zincirleri üzerindeki kısa vadeli baskıyı hafifletmesiyle potansiyel bir düzeltmeyle karşı karşıya kaldı. Ramaco Resources yıl başından bu yana yaklaşık yüzde 82, Energy Fuels yüzde 214 ve MP Materials ise yüzde 262 oranında değer kazandı.
Çin'in soya fasulyesi alımlarına yeniden başlama taahhüdü, Amerikan tarımı için olumlu bir haberdi. Ancak alımların büyüklüğü ve zaman çerçevesine ilişkin ayrıntılar belirsizliğini koruyor.
Üçüncü ülkeler ve bölgesel ortaklar ne gibi bir rol oynadı?
Trump ve Xi arasındaki görüşme, Güney Kore'de düzenlenen APEC zirvesinin oturum aralarında gerçekleşti ve bu durum ev sahibi ülkeye özel bir rol kazandırdı. Güney Kore için zirve, zorlu bir denge kurma çabasıydı; zira ülke, ABD ve Çin gibi rakipler arasında arabuluculuk yapmaya çalışırken, her iki tarafı da yabancılaştırmamak zorundaydı.
Trump, Güney Kore ziyaretinde Cumhurbaşkanı Lee Jae-myung ile de görüştü. Güney Kore, gümrük vergilerinden kaçınmak için Temmuz ayında ABD'ye 350 milyar dolarlık yatırım yapma sözü vermişti. Ancak bu yatırımların detayları üzerindeki müzakereler zorlu geçti. Güney Kore, ABD ile karşılıklı gümrük vergilerini yüzde 25'ten yüzde 15'e indireceğini açıkladı.
Trump ayrıca Güney Kore'ye Philadelphia'da üretilecek nükleer enerjili denizaltılar inşa etme yetkisi verdi. Bu, stratejik açıdan önemli bir tavizdi çünkü bu tür denizaltılar için yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum kullanılıyor. Trump, ABD ve Güney Kore arasındaki askeri ittifakın "her zamankinden daha güçlü" olduğunu ilan etti.
Japonya, Trump'ın alternatif nadir toprak elementleri tedarik zincirleri oluşturma stratejisinde kilit bir rol oynadı. Japonya ile yapılan anlaşma, her iki ülkenin de "kritik mineraller ve nadir toprak elementleri için çeşitlendirilmiş, işleyen ve adil pazarlar" oluşturacağını öngörüyordu. Japonya, 2010 yılından bu yana Çin'den gelen nadir toprak elementlerine olan bağımlılığını %90'dan %60'a düşürürken, aynı zamanda tüketimini de yarıya indirmişti.
Bu toplantı, Güneydoğu Asya ülkeleri için özellikle önemliydi. Trump'ın Çin mallarına uygulanan gümrük vergilerini önemli ölçüde azaltması durumunda, bölgedeki ihracatçılar Amerikan pazarı için Çinli üreticilerden gelen rekabetle karşı karşıya kalacaklardı. Öte yandan, ABD ve Çin arasındaki gerilimlerin azalması, daha istikrarlı ticaret ilişkileri için bir fırsat sunuyordu.
Çin, APEC zirvesini bölgesel bağlarını güçlendirmek için bir fırsat olarak kullandı. Xi Jinping, Trump ile görüştükten sonra resmi APEC zirvesine katılmak üzere Güney Kore'de kaldı. Bu, Çin'in kendisini "güvenilir bir ortak" olarak sunmasına ve Trump'ın gümrük vergisi stratejisinden hayal kırıklığına uğrayan ülkelerle ikili ve çok taraflı ilişkilerini derinleştirmesine olanak sağladı.
Tayvan, toplantıyı büyük bir endişeyle izledi. Çin'in asi bir eyalet olarak gördüğü özerk ada, Trump'ın Xi ile müzakerelerde Tayvan'ın aleyhine tavizler verebileceğinden korkuyordu. ABD Dışişleri Bakanı Rubio, Tayvan'ın görüşmelerle ilgili "endişelenecek bir şeyi olmadığını" vurgulayarak bu endişeleri gidermeye çalıştı.
Toplantıdan sonra ne olacak?
ABD-Çin ilişkilerinin yakın geleceği belirsizliğini koruyor. Her iki taraf da görüşmeyi başarılı olarak nitelendirse de, birçok ayrıntının açıklığa kavuşturulması gerekiyor ve varılan anlaşmaların her iki tarafta da "iç onay sürecinden" geçmesi şart.
Trump, daha ayrıntılı bilgi içeren resmi bir açıklamanın daha sonra yapılacağını duyurdu. Nadir toprak elementleri anlaşmasının yıllık olarak yeniden müzakere edilmesi, ilişkinin düzenli üst düzey görüşmelere bağlı olmaya devam edeceğini gösteriyor.
Önemli bir sonraki adım, Trump'ın 2026 başlarında Çin'e yapmayı planladığı ziyarettir. Bu gezi, daha fazla sonuç doğurabilir ve Busan'da varılan anlaşmaları derinleştirme fırsatı sağlayabilir. Buna karşılık, Xi'ye Washington'a veya Trump'ın Mar-a-Lago tatil beldesine gelmesi için davet gönderildi.
Çin'de düzenlenecek 2026 APEC zirvesi ve ABD'de düzenlenecek G20 zirvesi, her iki lidere de doğrudan diplomasi için daha fazla fırsat sunuyor. Bu düzenli üst düzey toplantılar, ilişkilerin istikrara kavuşmasına yardımcı olabilir.
Uzmanlar, önümüzdeki yıllarda büyük ve kapsamlı bir anlaşmadan ziyade, daha küçük, sektöre özgü anlaşmaların ortaya çıkma olasılığının daha yüksek olduğunu öngörüyor. ABD Hazine Bakanı Bessent, Çin'i ekonomisini daha çok iç tüketime odaklamaya çağırırken, Pekin ise 2030 yılına kadar teknoloji ve üretimde kendi kendine yeterliliğe ulaşma stratejisine bağlı kalmaya devam ediyor.
Bessent ile Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng arasında kurulan istişare mekanizmaları, devam eden ticaret sorunlarını çözmek için kullanılmaya devam edecektir. Çin Komünist Partisi gazetesi Halkın Günlüğü, son görüşmelerde elde edilen "zorlu kazanımların" tehlikeye atılmaması konusunda uyardı.
Gümrük vergilerine ilişkin varılan moratoryumun ne kadar süreceği sorusu kritik bir nokta olarak kalıyor. Mevcut moratoryumun başlangıçta 10 Kasım 2025'te sona ermesi planlanmıştı. Bu moratoryumun uzatılıp uzatılmayacağı veya kalıcı hale getirilip getirilmeyeceği henüz belli değil.
Fentanil kontrollerinin uygulanması, Çin'in işbirliğine olan istekliliğinin kritik bir sınavı olacak. FBI Direktörü Kash Patel'in, Çinli yetkililerle ayrıntıları görüşmek üzere Pekin'e gitmesi planlanıyor. Bu önlemlerin etkinliği, Trump'ın daha fazla gümrük vergisi indirimi yapıp yapmayacağını belirlemede belirleyici olacak.
Uzun vadede ne gibi etkiler beklenebilir?
Uzun vadede, Trump ve Xi arasındaki görüşme, temel bir değişiklik olası olmasa bile, ABD-Çin ilişkilerinde bir dönüm noktası olabilir. İki güç arasındaki yapısal gerilimler -teknolojik rekabetten jeopolitik çekişmeye ve farklı değer sistemlerine kadar- devam edecektir.
Küresel ekonomi için, ABD-Çin ilişkilerinin istikrara kavuşması başlangıçta rahatlama sağlıyor. Tam teşekküllü bir ticaret savaşının önlenmesi, küresel ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyecek olan tedarik zincirlerinde büyük aksamalara yol açmasını engelliyor. Bununla birlikte, gümrük vergileri tarihsel olarak yüksek seviyelerde kalmaya devam ederek ticaret maliyetlerini kalıcı olarak artırıyor.
ABD'nin nadir toprak elementleri ve diğer kritik hammaddeler için alternatif tedarik zincirleri kurma çabası yıllar alacak. Yeni madenlerin inşası genellikle on yıl sürüyor ve rafineri kapasitesi kısa vadede artırılamıyor. Yeni tedarik zincirleri ortaya çıksa bile, ABD orta vadede Çin'e büyük ölçüde bağımlı kalmaya devam edecek.
Çin için bu görüşme, artan ekonomik ve jeopolitik gücünün bir teyidi niteliğindedir. ABD'nin anlaşmaya varmak için tavizler vermek zorunda kalması, Çin'in eşit bir süper güç olarak konumunu vurgulamaktadır. Çin bu gücünü daha da genişletecek ve Asya'daki bölgesel liderliğini pekiştirecektir.
ABD ve Çin arasındaki ilişkiler, iş birliği ve çatışma arasında gidip gelmeye devam edecek. Uzmanlar "kırılgan bir ateşkes"ten bahsediyor ve her iki tarafın da birbirine baskı uygulamaya devam edeceğini öngörüyor. Özellikle ABD veya Çin'deki iç siyasi mülahazaların dış politikayı etkilemesi durumunda, yeniden tırmanma riski devam ediyor.
Avrupa ve diğer bölgeler için Amerikan-Çin rekabeti, belirsizliğin devam etmesi anlamına geliyor. Ülkeler, iki süper güç arasında konumlanmak veya zorlu bir denge kurma girişiminde bulunmak zorunda kalmaya devam edecekler. Bölgeselleşme ve ticaret bloklarının oluşumu eğiliminin devam etmesi muhtemeldir.
ABD ve Çin arasındaki teknolojik ayrışma, görüşmeye rağmen devam edecek. Her iki ülke de kendi teknolojilerini geliştirmeye ve birbirlerine olan bağımlılıklarını azaltmaya büyük yatırımlar yapıyor. Bu durum verimsizliklere ve daha yüksek maliyetlere yol açmakla kalmıyor, aynı zamanda her iki sistemde de inovasyon baskısını artırıyor.
Özetle, Trump ve Xi'nin Güney Kore'deki görüşmesi gerilimleri kısa vadede hafifletmiş ve ticaret savaşının daha da tırmanmasını önlemiş olsa da, iki süper güç arasındaki temel çatışmalar çözümsüz kalmaya devam ediyor ve dünya, ABD ve Çin arasında uzun süreli bir rekabet dönemine hazırlanmalıdır. Soru, gerilimlerin yeniden alevlenip alevlenmeyeceği değil, bir sonraki çatışmanın ne zaman ve hangi alanda gerçekleşeceğidir.
Güney Kore'de Trump ve Xi Jinping arasında gerçekleşen görüşmeyi kimin kazandığını kesin olarak söylemek imkansız, ancak birçok analist ve medya kuruluşu Çin ve Başkan Xi Jinping'in şu anda avantajlı konumda olduğunu düşünüyor. Görüşmenin sonucu ve yansıtılma biçimi Çin'in konumunu güçlendirirken, ABD öncelikle daha fazla tırmanmayı önlemek için kısa vadeli tavizler verdi.
Kazanan pozisyonun analizi
Çin'in açık ara kazanan olarak kabul edilmesinin nedenleri şunlardır:
- Xi Jinping'in önemli bir taviz vermesine gerek kalmazken, ABD gümrük vergilerini düşürdü ve Çin nadir toprak elementleri, TikTok ve tarım gibi kilit konularda tavizler vermek zorunda kaldı.
- Bu görüşmeyle Çin, özellikle görüşme öncesinde askeri ve ekonomik gücünü sergiledikten sonra, dünya gücü ABD ile diplomatik olarak eşit şartlarda hareket edebileceğini göstermiştir.
- Xi, stratejik veya iç çıkarlarını tehlikeye atmadan Amerikan başkanını geri adım atmaya ikna edebildi; bu sırada Pekin, nadir toprak elementleri ve stratejik mallar için kendi ihracat kontrolleri üzerindeki egemen kontrolünü büyük ölçüde korudu.
- Bu görüşme Çin için bir başarıdır; zira şimdilik daha fazla istikrarsızlaşmayı ve yaptırımları önlemiş ve kendi alternatiflerini güçlendirmek için zaman kazandırmıştır.
ABD ve Trump da bundan faydalanıyor, ancak bu fayda sınırlı ölçüde oluyor:
- Trump, gümrük vergilerindeki indirimler, Çin'in fentanil kriziyle mücadele taahhütleri ve artan soya fasulyesi ihracatı ile ülke içinde siyasi puan toplayabilir.
- Ticaret savaşının şiddetli bir şekilde tırmanması önlendi ve Trump'ın anlaşma yapıcı imajı güçlendi, ancak yapısal anlamda neredeyse hiçbir fayda elde etmedi.
- Varılan çerçeve anlaşmalarına rağmen, Tayvan, teknoloji ve jeopolitik etki gibi temel çatışma noktaları devam etmektedir.
Analizden gelen sesler
Uzmanlara göre, Xi bu görüşmeden güçlenerek çıktı çünkü birçok önemli konu sadece ertelendi ve bu da Çin'in orta vadede esnek kalmasına olanak sağladı. ABD finans piyasaları ve siyasi yorumcular, Trump'ın ateşkesi sağlayabilmiş olmasına rağmen, "başarı öykülerinin" sistemik anlamda önemli bir değişiklik getirmediğini vurguluyor.
Bu görüşme, Çin'in giderek güçlenen ekonomik ve jeopolitik konumunu teyit etti: ABD, kendi gümrük tarifeleri rejiminin ve opioid krizinin acı verici etkilerini hafifletmek için bir anlaşmaya varmak zorunda kalırken, Çin'in neredeyse hiçbir önemli taviz vermesi gerekmedi.
Bu nedenle, çoğu analist, siyasi uzman ve medya kuruluşu Çin'i bu zirvenin açık ara kazananı olarak görüyor.
Küresel pazarlama ve iş geliştirme ortağınız
☑️ İş dilimiz İngilizce veya Almancadır
☑️ YENİ: Anadilinizde yazışma imkanı!
Ben ve ekibim, kişisel danışmanınız olarak size hizmet vermekten mutluluk duyarız.
Benimle iletişime geçmek için buradaki iletişim formunu doldurabilir wolfenstein@xpert.digital:veya +49 7348 4088 965 numaralı telefondan beni arayabilirsiniz. E-posta adresim
Ortak projemizi sabırsızlıkla bekliyorum.
☑️ KOBİ'lere strateji, danışmanlık, planlama ve uygulama konularında destek
☑️ Dijital stratejinin oluşturulması veya yeniden düzenlenmesi ve dijitalleşme
☑️ Uluslararası satış süreçlerinin genişletilmesi ve optimize edilmesi
☑️ Küresel ve Dijital B2B ticaret platformları
☑️ Öncü İş Geliştirme / Pazarlama / Halkla İlişkiler / Ticaret Fuarları
🎯🎯🎯 Xpert.Digital'in kapsamlı beş yönlü uzmanlığından tek bir hizmet paketinde yararlanın | İş Geliştirme, Ar-Ge, Müşteri İlişkileri Pazarlaması, Halkla İlişkiler ve Dijital Görünürlük Optimizasyonu
Xpert.Digital'in kapsamlı hizmet paketinde sunduğu beş alanlı uzmanlığından yararlanın | Ar-Ge, XR, PR ve Dijital Görünürlük Optimizasyonu - Görsel: Xpert.Digital
Xpert.Digital, çeşitli sektörlerde derinlemesine bilgiye sahiptir. Bu sayede, pazar segmentinizin gereksinimlerine ve zorluklarına tam olarak uygun, özel stratejiler geliştirebiliyoruz. Piyasa trendlerini sürekli analiz ederek ve sektör gelişmelerini izleyerek, proaktif davranabiliyor ve yenilikçi çözümler sunabiliyoruz. Deneyim ve uzmanlığın birleşimi, katma değer yaratıyor ve müşterilerimize belirleyici bir rekabet avantajı sağlıyor.
Daha fazla bilgi burada:

